ABD çöküyor, dolar yükseliyor I İsmail Kizir in Yazısı

Amerika çöküyor, dolar yükseliyor

Nasıl oluyor da Amerika çökerken dolar yükseliyor? Sakın bu, karşılıksız para basarak bir paranın değerinin yükseltilebileceğinin kanıtı olan zekice bir kurtarma operasyonu olmasın?

Bir süredir, ABD Konut Kredisi Piyasası`nda , dolayısı ile Dünya piyasalarında olan dalgalanmaları izliyoruz.

Pek çok insan bu duruma “ABD`nin çöküşü” diyor.

Biz ise, çöküşün Amerikan orta sınıfının çöküşü olduğunu ve çoktan gerçekleştiğini, bunun ise, akıllıca bir kurtarma operasyonu olduğunu düşünüyoruz. Tabii Amerikan orta sınıfını değil, doların egemenliğini kurtarma operasyonu!

Aslında, konu hakkında daha ayrıntılı bilgiler edinmeden bu konuda bir süre daha yazmayı düşünmüyorduk. Lakin, Yeni Şafak Gazetesi`nin sevdiğimiz yazarlarından İbrahim Karagül Beyefendi`nin bu konuda yazdığını gördük, hem yazıyı aşağıda alıntılamak, hem de yazısında muğlak bıraktığı bir takım boşlukları netleştirmek istedik.

Gelecek yazılarımızda, Amerikan Merkez Bankası Federal Reserve(kısaca FED)`ün ortaklarını ele alacağız. Bu, tüm dünya sisteminde olan dalgalanmaların ve dünya savaşlarının kilidini açacak bizlere. Şu kadarını söylemekle yetinelim: Amerikan Merkez Bankası, aslında Amerikan Devleti`ne borç veren, özel ortakları olan ve bu özel ortaklarına bir şekilde kar aktaran bir yapı, bildiğimiz kar eden şirketler gibi kar aktarmasa da.

İpucu olarak şu ayrıntıları verelim: FED `in ortaklık ilişkileri Bank of England`a, Bank Of England üzerinden Rothschilds ailesi`ne …

Rothschilds ailesinin ortaklıkları aracılığı ile J. Henry Schroder Banking Company`ye gidiyor.

Henry Schroder Banking Company `nin 1933 yılında Hitler`in önemli finansal destekçilerinden olduğu biliniyor. Aynı Banka`nın, ortak olduğu Bechtel Corporation`ın iki yöneticisini Reagan Yönetimi döneminde savunma ve devlet bakanlıklarında görüyoruz.

Neyse, daha fazla uzatmayalım. Dediğimiz gibi, FED `in yapısını ve ortaklarını daha sonra tekrar ele alırız. Ama, FED `in ortaklık yapısının bir hiçbir ulusun kontrolünde olmayan, çok uluslu, karmaşık bir güç olduğu anlaşılmıştır .

Mortgage piyasaları operasyonuna dönecek olursak:

Çok kısaca, bir grup elit, zaten patlayacak olan bir çıbanı kendilerine uyacak bir zamanda patlatıyorlar.

Dünya finansal piyasaları da demeyeceğiz, zira “dünya finansal piyasaları” demek, bu yukarda bahsettiğimiz elitlerin güdümündeki bir grup palyaço demek. Asıl muhatap olan “Ulus Devletler” mesajı alıyor : “Hodri meydan, seçim yapın. Yıkacaksanız yıkın bakalım, üzerinize çökmesini göze alıyorsanız”.

Ulus devletlerin elinde iki seçenek var: Ya EURO`ya dönecekler, ya dolarda kalacaklar. Zira, arada kalan ulusal para birimleri temelde bu iki para biriminden meşruiyet alıyorlar.

Bu arada, bahsi geçen elit, bir yandan Amerikan Orta Sınıfının kanını içerken, diğer yandan, FED yolu ile karşılıksız para basarak piyasaya sürüyor.

“Ekonomi biliminin”(neresi bilimse!) temel kurallarına göre, bu şekilde arzın olduğu, likiditenin bollaştığı bir ortamda doların değer kaybetmesi lazım, ama tam tersine, dolar yükseliyor! Bu da, bizim, “Bu kriz bilinçli bir kurtarma operasyonudur” tezimizi destekliyor.

Operasyonu tezgahlayan elit, doların yanında yer alarak kendi hegamonyalarının devamını arzuluyor. Diğer yandan, uzun vadede EURO`nun değer kazanacağını görüyor ve Avrupa`nın henüz hazır olmadığı bir dönemde dünya ulus devletlerini bir seçim yapmaya zorluyor:

Bir yanda, ekonomik olarak yükselen, fakat global anlamda askeri ve politik bir etkinliği olmayan Avrupa `nın para birimi Euro …

Diğer yanda, hala ekonomik bir dev olan, askeri gücünün ve çöküşün eşiğinde olmanın getirdiği saldırganlığının zirvesinde olan Amerika Birleşik Devletleri`nin para birimi Dolar.

Sonuç zaten belli : Gelişmekte olan piyasalarda bulunan yatırımlar dolara dönerek Amerika`ya akıyor.

Amerika bir taşla pek çok kuş vuruyor: Karşılıksız epey bir emisyon yapıyor, emisyon yapmıyorsa da, FED `in piyasaya sürdüğü her cent , Amerikan Devleti `ne yukardaki elitin faiz karşılığı verdiği borçtur(inanılması güç değil mi? Ama doğru).

Gelişmekte olan piyasalardaki doları ABD `ye çekiyor ve dolar bu arada değer kazanıyor.

Zavallı Çin… Blöfü görecek durumda değil: Hazırlıksız.

Bu hengamede değerlenen para birimi : Japon yeni… Amerika nereye Japonya oraya. Kaderleri bağlı.

İki gün evvel “Voice of America ” sitesine “Fransa`da 4 ördek ve 2 kuğuda Kuş Gribi`ne rastlandığı” haberi düşmüş. Ne ilginç tesadüfler değil mi? Fransızlar `ın sesi hep güçlerinden fazladır.

İngiltere her zaman Amerika `ya yakındır, ama Irak meselesinde çatlak sesler çıkınca, 29 Haziran `da NTV-MSNBC sitesine “İngiltere `de kuş gribine rastlandığı” haberleri düştü. Bush, geçen hafta içinde “Irak `a daha fazla asker gönderilebileceğini” açıklayıp tüm dünyayı dumura uğrattı.

Ama en önemlisi, Sayın Karagül`ün aşağıda alıntıladığımız yazısının sonundaki ifadeler: Olan bitenin tüm yükünü Amerikan orta sınıfı ile birlikte, tüm dünya ulusları ödüyor. Bir avuç elit ise hep kazanıyor!

Yeni Şafak`dan İbrahim Karagül`ün yazısı:

ABD ekonomisi çöküyor bedelini dünya ödüyor!

Amerika `nın 8.2 trilyon dolarlık dev mortgage pastasındaki sarsıntı, bütün dünyayı etkisi altına almak üzere. Düşük faiz ile konut alımının yüzde yüzünü kredilendiren bankalar, faiz oranlarının yükselmesi ve kredilerin geri dönmemesi yüzünden artık kredi veremez hale geldi. Bir ABD vatandaşının, beş yıl önce aldığı evin kredi taksitlerini ödeyemez hale gelmesi üzerine şimdi bu taksitleri Türkiye`de, Latin Amerika`da, Asya`da yaşayanlar ödüyor. Böyle bir küresel ekonomi var. ABD `de başlayan kriz bütün piyasaları dalgalandırıyor, zarar gören dünyanın geri kalanındaki orta sınıf oluyor.

Daha basit cümlelerle özetleyelim:

Ortalama gelirinin beşte üçü borç olan, çok üreten ancak ürettiğinden fazla tüketen bir ABD vatandaşı mortgage kredisiyle, düşük faiz üzerinden kredi alıyor. Son yıllarda ABD `de faizler belirli aralıklarla yükseltiliyor. Taksitler geri ödenemez hale geliyor. Kredi veren bankanın açığı başlıyor, kredi veremez hale geliyor. Merkez bankaları bu finans kuruluşlarının açığını kapatmaya çalışıyor. Milyarlarca dolar para aktarıyor. Bir nevi banka kurtarma operasyonları başlıyor.

Eğer merkez bankaları bu operasyonu yapmazsa, dev finans kuruluşlarından bazılarının kapısına kilit vurulacağı, batacağı belirtiliyor. Bu arada mortgage sistemi çöküşe doğru geçiyor.

Bu haftaki olayda; kredi derecelendirme kurumu Merrill Lynch, müşterilerine, ABD `nin en büyük mortgage kredi sağlayıcısı Countrywide`ın hisselerini ellerinden çıkarmasını öneriyor. Deprem başlıyor. Bu, ABD `deki mortgage sisteminin çöküşüne yönelik en ciddi işaret olarak algılanıyor. 8.2 trilyonluk bir piyasanın çöküşü bu`

Merkez bankaları, finans kuruluşlarının açığını kapatmak için seferber oluyor. Bu para ne kadar? 10 Ağustos Cuma günü itibariyle ABD yönetimi bankacılık sistemine 38 milyar dolar para aktarıyor. Daha önce aktardığı 24 milyar dolarla bu 62 milyar dolar ediyor. G-7 ülkelerinin bankacılık sistemine aktardığı paranın toplam miktarı yaklaşık 326.3 milyar dolar. Ve bu süreç devam edecek.

Böyle olunca da piyasalar altüst oluyor. Bütün borsalar düşüyor. Zincirleme reaksiyon başlıyor. Gelişmekte olan ülkelere akan para yön değiştirip yeni adrese yöneliyor. Türkiye özelinde, yabancıların ağırlıklı olduğu borsada satışlar başlıyor. Türk Lirası dövize çevriliyor ve dışarı kaçıyor. Bugün itibariyle yapılan, büyük çöküşü önlemek için daha küçük çöküşleri, zararları göze almaktan başka bir şey değil. Kredi sistemini, ABD bankalarını kurtarma girişimi yani. Aksi takdirde, sadece mortgage değil, zincirleme olarak başka alanlar üzerinde de yaşanacak sarsıntılar çok daha büyük kaosa yol açabilecek. Bakalım bankacılık sisteminin bu açığı kapatılabilecek mi? Biraz daha geniş bakalım:

Yaşananlar ABD ekonomisindeki durgunluğun hatta gerileme işaretlerinin göstergesi. Dolar hegemonyasının tahtı sarsılırken ABD `nin dış açığı kontrol edilemez hale geliyor. Gayri Safi Milli Hasıla ile bireysel gelir arasındaki açık yıllık 3.5 trilyon dolar.

ABD ekonomisinin en büyük finansörü olan Çin , yakın zamana kadar elindeki dolar rezervini azaltmak için radikal adımlar atıyordu. Bir süre önce ABD ekonomisine girmesi beklenen 1 trilyon doların yönünü değiştirdi ve oluşturacağı bu fon ilan dünyanın değişik bölgelerinde enerji ve madencilik alanında yatırımlara gireceğini açıkladı. Aynı Çin , son gelişmelerden o kadar korktu ki, doları dengede tutmak için harekete geçmek zorunda kaldı.

Bankacılık sektöründeki krizi, küresel ekonomik kaos korkusunun ilk işareti olarak görenler var. Bu dönemin para piyasalarındaki üçüncü büyük kriz olacağını söyleyenler var. ABD bankacılık sistemindeki krizin bütün dünyaya yayılacağını, mortgage sistemindeki krizin de başka alanları sıçrayacağını düşünenler var. Mesela, ABD `deki kredi piyasasının 2008`de tamamen kapanacağını söyleyenler var. Şirketlere verilen kredilerin aynı akıbete uğrayabileceği gibi ihtimaller var.

Küresel ekonomik çöküş beklentisi içindeki karamsarlar arasına, George Bush`un Hazine Sekreteri yaptığı Henry M. Paulson bile katıldı . 13 Haziran `da Washington Post gazetesinde ABD `nin ekonomik çöküşünün başladığını ilan eden yazılar yayınlandı. Bu durum; 2. Dünya Savaşı`nın sebebi olarak gösterilen 1930`lardaki krize benzetiliyor ve yeni bir dünya savaşına işaret ediliyor. Hatta ABD içinde olağanüstü şartlar dönemine bile işaret ediliyor. Dünya ekonomisinin şok bir çöküşün kıyısında olduğu, bunun üretim azlığından değil, finansal sistemdeki çılgınlıktan kaynaklandığı vurgulanıyor.

Bize düşen; sıcak para akışı yön değiştirirse, bu dalgalar devam ederse ne yapacağımızı iyi düşünmek olacaktır. Ya da yapabileceğimiz bir şey var mı? Yoksa dünyanın `Finansal Politbüro`su bize nasıl bir kader tayin ederse ona mı razı olacağız?

Tüm Gazeteler Sitesi Editörü: İsmail Kizir

1 yorum

  1. ismail kizir in takipcisiyim tum gazetelerde her okudugum yazisinda ayri hayranlik duyuyorum umarim email ime kendisini ozletmeyecek siklikta haber gonderir.:) saygilar…

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*