Wednesday, March 17, 2010 8:07

Yavuz Sultan Selim in Kürtlerle İlgili Dörtlüğü

Posted by admin on Pazar, Ocak 3, 2010, 18:30
Bu Yazı Mustafa Armağan, Sevdiğim Yazılar, Tarih Kategorisinde ve 0 Yorum var.

İnternetin bir kötülüÄŸü de, uydur kaydır bilgilerin kendisine kolayca müÅŸteri bulabiliyor olması.

Biri bir taÅŸ atıyor internetin kuyusuna, kırk akıllı çıkarabilirsen çıkar artık. İşte sizin posta kutunuza da gelmiÅŸ olması muhtemel o 'müthiÅŸ bilgi':

Yavuz Sultan Selim in Kürtlerle İlgili DörtlüğüGüya Yavuz Sultan Selim Ridaniye seferine giderken yaptırdığı çeÅŸmeyi dönüÅŸte harap vaziyette bulmuÅŸ; bunun üzerine de aÅŸağıdaki mısraları kendisi kaleme aldırarak çeÅŸmenin üzerine yazdırmış. Åžiirin anlamı 1999'da Hasan Pulur'un bir yazısında dile getirilince çeÅŸmenin üstündeki kitabe silinmiÅŸ! ÇeÅŸmenin kitabesinde ÅŸu yazılıymış:

Kürde fırsat verme Ya Rab dehre sultan olmasın
Ayağını çarık sıksın karnı bile doymasın
Vur sopayı al haracı asla iflah olmasın
Ol bu çeÅŸmeden gavur içsin, Rum içsin Kürde nasip olmasın.

Bunu okuyup sersemlemiş olan okurlarım soruyor: Acaba bu bilgi doğru mu?

Bunun gibi konularda atalarımız 'Tut kelin perçeminden' diye şık bir kelam etmiÅŸler. Neresinden tutalım?

1) Bu çeÅŸme neredeymiÅŸ? Bir resmi, kazınmış da olsa kitabesini gösterin. Rivayetle, -mış, -miÅŸ ile tarih olmaz. Yerini söylesinler, gidip kendim göreyim.

2) Sözü edilen en basit vezin ve kafiye bilgisinden yoksun birinin söylediÄŸi açık olan manzume, ÅŸiirimizin atılım devri olan Yavuz devrine ait olamaz. Kelimeleri, bozuk vezni, külhanbeyi üslubu ile ise Yavuz'a hiç ait olamaz, zira onun Osmanlı padiÅŸahlarının en âlimi, üstelik Kürtlere en yakın davranan padiÅŸahlardan olduÄŸunu biliyoruz.

3) Yavuz hiç Türkçe ÅŸiir yazmamıştır, divanı Farsçadır. Ona atfedilen "Åžîrler pençe-i kahrımda olurken lerzân / Beni bir gözleri ahuya zebun etti felek" diye baÅŸlayan ünlü kıtası dahil olmak üzere bazı Türkçe parçalar Nesrî gibi baÅŸka ÅŸairlere aittir.

Sanırım soruyu bana deÄŸil de, bu soruyu ortaya atanlara sormalısınız. Önce böyle bir çeÅŸmenin varlığını ispat etsinler, görelim, ondan sonra konuÅŸalım. Olmaz mı?

Üstelik ben 'Milliyet'in internet arÅŸivinde aradım, taradım, Hasan Pulur'un 1999'da böyle bir yazısına rastlayamadım. Kaynak olarak zikredilen Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesi'nde (Zuhuri Danışman neÅŸri, cilt 3, s. 80) de böyle bir hikâye yok.

Kazınmış da olsa kitabe yok, bir fotoÄŸrafı yok, kaynak diye verdikleri Evliya Çelebi'de yok, Yavuz'un Türkçe ÅŸiiri yok, o yok, bu yok ama ortada koskocaman bir yalan fırıl fırıl dolanıyor. Ve mine'l-garaib.


Mustafa ArmaÄŸan

Benzer Yazılar

İsterseniz yorum yapabilir, veya Diğer yazılara Bakabilirsiniz.

Yorumunuzu Belirtin