Yer Üstü Kaynaklarımız: Üstün Zekalı Çocuklar

TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK İSRAFI

Bir gün rahmetli hocam Ayhan SONGAR anlatmıştı. Akıl hastanesinden bir deli bir proje yapmış ve hocama takdim etmiş. Hoca bakmış ki, gerçekten bütün teferruatıyla ciddi bir proje.

Bilindiği gibi İstanbul Boğazında alttan Karadeniz’e, üstten de Marmara’ya doğru iki ayrı akıntı var. Türkiye’nin enerji ihtiyacını karşılayacağı da açıklanan bu projeye göre; boğazda bulunan bu güçlü akıntıya uygun türübünler kurulacak ve bunlar vasıtasıyla (barajlar yapmaya bile gerek kalmadan) doğal bir sistemle elektrik enerjisi üretilebilecek, hatta bu enerji dışarıya da satılabilecek. Hoca “bu proje karşısında ağzım açık kaldı” demişti, “bu adam deli mi, akıllı mı diye de uzun süre sorgulamıştım.”

Hayatta deli diye takdim edilen öyle insanlar vardı ki, söyledikleri ve yaptıklarıyla bizleri hayrete düşürür. Hatta bir halk sözü de vardır bu meyanda: “deliden bir söz çıkar, divanlara sağmaz.” Ama, hep düşünmüşümdür, “burada bir hata ve haksızlık yok mu?” diye. Var ki, hem de nasıl. Bugün sizlere bu konuyu izah etmeye çalışacağım can dostlarım.

“Eşyayı algılama yeteneği” diye de açıklayabileceğimiz zeka, tamamen Allah vergisidir. Bunun 7-8 türlü olduğu bugün ilim adamları tarafından söyleniyor. Ben, bazı mental hastalıklar dışında, bütün insanların farklı alanlarda zeki olduğuna inanıyorum. Bunlar ortaya çıkarılamıyor ise, problem eğitim anlayışından kaynaklanmaktadır. Aklın da, zekayı insanın kendi ve çevresinin faydasına kullanabilme kabiliyeti olduğuna inanıyorum. Çünkü, zeka Allah vergisi (Vehbi) olmakla birlikte, akıl iradi (kesbi)dir, kişinin kendi iradesine bağlıdır. Akıllı olmak insanın kendini yetiştirmesiyle, başkalarının engin tecrübelerinden istifade etmesiyle gelişir. Yani bir eğitim işidir.

Türkiye, bu eğitimi başaramıyor. Bir batılı bilim adamının tabiriyle “eşit olmayanlara eşit eğitim vermek, en büyük eşitsizliktir.” Ülkemiz, eşitlik adına ne büyük facialara imza atıyor bir bilseniz. Algılama kabiliyeti, yani zekası yüksek çocuklar, normal zekada çocukların bile harcandığına inandığım Türk Milli Eğitim anlayışı içerisinde tamamen yok edilip gidiyor maalesef. Oysa, üstün zekalılar, her ülkenin en pahalı madenlerinden daha kıymetli yerüstü kaynaklarıdır. Onların çok özel eğitimlerden geçirilmesi gerekmektedir.

Onlara bu öze hizmeti sunmamakla bu ülkenin bütün yöneticileri ve aydınları büyük vebal altındadırlar. Altın arayıcılar gibi, her üstün çocuğa rastlanıldığında “yaşasın bir tane daha buldum” diye sevinç duymamız gerekirken bu umursamazlık niye?

Üstün zekalı çocuklara, onları çok iyi tanıyan ve konusuna hakim eğitimciler tarafından zekalarına uygun eğitim verilmezse, o çocuklar çok çabuk isyankar olurlar. Onlar, gerekli güven ve sevgi ortamında yetişmezlerse, gidecekleri yer, ya akıl hastaneleri olacak, ya anarşist bir örgütte terörist bir kişilik olarak karşımza çıkacak, ya da Avusturyalı bir Yahudi olan Stefan Zweig gibi intihar edecektir. Sonra da karşılarında kafamızı kaşıyıp “bunlar nasıl böyle oldu?” diye kara kara düşüneceğiz. Evet maalesef böyle. Neden bizim ülkmeizde büyük projelerin akıl hastanesinden çıktığını anladınız mı?

Nüfusun kantitatif çoğunluğunu ülkeler açısından birçok yönden değerli olmakla birlikte nitelikli çoğunluk çok çok daha önemlidir. Bakın 1,5 milyar nüfusuyla İslam aleminin durumuan. Bir de, dünyadaki toplam nüfusu ancak 15 milyon olan Yahudilere. Hangisi daha etkin? Tabii ki, cevap belli. Peki, nasıl oluyor, bu Allah’ın haşa bir adaletsizliği mi? Cenab-ı Allah Yahudileri daha mı zeki yaratmış? Yüce Yaratanın hiçbir konuda adaletsiz olmadığını çok iyi biliyoruz. Hatta, bunun tersini bile söyleyebiliriz. Petrol gibi doğal zenginliklerin büyük bir kısmı Allah’ın bir lütfu olarak Müslüman bölgelere verilmiş.

Yahudiler, kendi çocuklarını öyle iyi analiz ediyorlar ki, hiçbir çocuk ıskalanmadan. Üstün zekalılar, zekasının çeşidine göre, ya ilim adamı olmaya, ya da sosyal alanda dünyaya yön verecek kişiler olmaya yönlendiriliyorlar. İsrail’deki Ofek ismi verilen üstün zekalılar okulu, Enderun benzeri dünyadaki birkaç okuldan biridir. Normal zekaya sahip olanlar değişik ülkelerin en iyi okullarında yetiştiriliyorlar. Az zekiler ise, ticaret gibi kuralları çok karmaşık olmayan alanlara yönlendiriliyorlar, tabii ki hepsine Yahudilik şuuru verilerek. Bunların hepsi, büyük bir dayanışmayla kendi alanlarında ne derecede başarılar gösteriyorlar görüyoruz. Böylece hiçbir Yahudi genç israf olmuyor. Bu sebeple de maalesef, 100 müslüman bir Yahudi etmiyor dünya üzerinde.

Kendilerine gereken değer verilmeyince aşırı hırçınlaşan üstün zekalı çocuklara yönelik ülkemizde henüz ciddi bir politika geliştirilemedi. Bugüne kadar yapılanlar sadece yasak savma niteliğinde. İki özel okul bu konuda milli politika geliştirmeye çalışıyor ve ülke gündemine bu meseleyi girdirmeye çalışıyorlar. İstanbul’da Coşkun Koleji, Kayseri’de Tekden Koleji. Bazı devlet merkezli Bilim ve Sanat Merkezleri açılmıyor değil. Ama, bunlar meselenin önemine ve hassasiyetine bile vakıf değiller.

Oysa, rahmetli hocam Seyit Ahmet Arvasi, bir toplumun önünü DEHA çaplı tek bir insanın bile açabileceğini söylemektedir. Bu dehalar işte ihmal ettiğimiz üstün zekalı çocuklar arasından çıkacaktır. İhmal edilen bizim nesillerimizin üstünlerini ya da sanayide bir arabanın altınad beğenilen bir usta olarak, ya da kara kaşından, kara gözünden dolayı üniversiteye akademisyen dahi olamamış ve bir ücra köyde fedakarane eğitim yapan bir öğretmen olarak bulabilirsiniz. Ya, olumsuzları? Onları ne siz sorun, ne ben söyleyeyim, zaten siz onları nerelerde bulacağınızı biliyorsunuz…

Bu ülkenin eğitim yetkilileri ve aydınları! Bu güzel ülkeye hizmet etmek istiyorsanız, lütfen bu çağrıma kulak verin. Bütün Türk çocuklarının kaybedilmeyecek elmaslar olduğundan şuurunda, onları sanatkarane işleyecek mekanizmaları kurun. Hadi, “15-20 milyon gence daha kaliteli hizmet vermek için maddi imkanlarımız yok” diyorsanız, hiç olmazsa sayıları sadece binlerle ifade edilebilecek “üstün zekalılara” hak ettikleri eğitimi vermek için seferber olalım. Aksi takdirde, kaybedilen değerlerin vebalini sırça köşklerinizden veremezsiniz. Benden söylemesi…

Dr.Kemal TEKDEN

Kaynak: Medikal WEb

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*